Aynanın Arkasındaki Kod
Alice aynanın içinden geçtiğinde, oradaki matematiğin bugün laboratuvarları nasıl değiştirdiğini kimse söylememişti.
Alice aynanın arkasına geçmeyi dilediğinde, karşısına çıkacak tersine dünyanın sadece bir çocukluk hayali olduğunu sanıyordu. Oysa Lewis Carroll’ın o tuhaf masalı, bugün yapay zekanın protein katlanmalarını ve moleküler yapıları simüle ederken kullandığı mantığın neredeyse birebir aynısı. Tersine çevrilmiş bir uzayda, kuralların yeniden yazıldığı bir evrende gezinmek artık sadece edebiyatın değil, bilim insanlarının günlük mesaisi.
Modelleme araçları, milyarlarca olası kombinasyonu tararken düz bir mantıkla çalışmıyor. Kodun içine gömülü simetri algoritmaları, tıpkı Alice’in karşılaştığı o tuhaf satranç tahtası gibi, her hamlenin tersini ve yüzünü aynı anda hesaplıyor. Nobel Kimya Ödülü'nü getiren o devrimci yapıların keşfi de tam olarak bu bakış açısının bir ürünü. Düz baktığınızda çözemediğiniz bir biyolojik düğüm, aynanın öteki tarafına geçtiğinizde aniden kusursuz bir geometriye dönüşüyor.
Kadıköy vapurunda camdan dışarı bakarken, camın hem yansıyan yüzümüzü hem de dışarıdaki martıyı aynı anda göstermesi gibi bir şey bu. Bilgisayar ekranındaki simülasyonlar da veriyi sadece işlemiyor, onun yansımasını da hesaba katarak yepyeni bir gerçeklik üretiyor. Yapay zeka modelleri, insan gözünün göremeyeceği o atomik simetrileri yakalarken aslında uzun süredir dijital dünyanın inatla görmezden geldiği 'ters' perspektifi kullanıyor.
İşin en ilginç yanı, bu devasa kimya modellerini eğiten büyük dil modellerinin temellerindeki bazı kritik dikkat mekanizmalarının, asimetrik veri setlerini işlemek için uzay simetrilerini taklit eden özel matris dönüşümleri kullanması; yani kelimeleri sıraya dizen o akıl hocaları, arka planda moleküllerin birbirine nasıl sarılacağını hesaplayan motorla aynı matematiksel dili konuşuyor.
Moda Sahnesi'nin önünden geçerken takıldığım o ara sokaktaki dükkanların camlarında bile bu yansıma oyununu görüyorum. Istanbul’un o sıkışık, katmanlı dokusu içinde teknoloji bize sürekli yeni bir derinlik vadediyor. Kod satırları arasında kaybolurken asıl baktığımız şeyin kendi yarattığımız dünyanın yansıması olduğunu unutuyoruz.
Burası nereye varacak? Bilmiyorum. Ama aynanın arkasındaki o sessiz odanın kapısı bir kez aralandıktan sonra, geri dönmek pek de mümkün görünmüyor.
Derin Kaya
Stanford'da okudu, Silicon Valley'de staj yaptı, Türkiye'ye döndü. 'Burası daha ilginç' dedi.