Kusursuzluğun Gölgesinde Kalan Sızılar
2027’de İstanbul’un betonuna basacak dev adımlar ve bizim hiç iyileşmeyen yaralarımız üzerine.
Tünelin ağzında beklerken burnunuza çarpan o keskin koku vardır; ıslak çim, kış soğuğu ve kas gevşetici kremin genzi yakan sertliği. 2027’nin Şubat ayında, İstanbul’un o gri ve hırçın rüzgarı stadyumun beton blokları arasında ıslık çalarken, tünelden çıkanlar bu kez sadece bizimkiler olmayacak. Real Madrid’in beyazı, Barcelona’nın asil kırmızısı, Atletico’nun inadı ve Sociedad’ın zarafeti bu şehrin yorgun toprağına basacak. İspanya’nın en büyükleri, o pürüzsüz pas trafiğini ve kusursuz geometrilerini bizim kaosumuzun ortasına bırakacaklar.
Şehir bir panayır yerine dönecek; asfaltın üzerinde çığlık atan Formula 1 araçları, Konferans Ligi’nin son perdesi ve Avrupa Oyunları’nın ter kokan hırsı dört bir yanımızı saracak. Biz bu devasa şöleni izlerken tribünlerde koltuklarımıza gömüleceğiz, kameralar en parlak yıldızları çekecek, ışıklar en hızlı olanın üzerinde parlayacak. Başarı, uzak bir galaksi gibi göz kırpacak bize. Dünya buraya akacak.
Dün akşam merdivenleri çıkarken sol dizimde o tanıdık, kuru gıcırtıyı duydum; sanki içimde bir yerlerde eski bir menteşe paslanmış da her adımda bana hâlâ burada olduğunu hatırlatıyormuş gibi. Bazen sadece durup o sızıyı dinliyorum, geçmeyeceğini bildiğim bir ağrıyla sessizce anlaşıyoruz.
Ocak ayının o meşhur ayazında, İspanyollar yeşil sahada raks ederken bizler sadece futbol izlemeyeceğiz. Kendi yarım kalmışlıklarımızı, o sahadaki pürüzsüzlüğün içinde arayacağız. Çünkü spor, sadece kazananın hikayesi değildir; aynı zamanda o sahaya hiç çıkamayacak olanların, kenarda bekleyenlerin ve dizindeki yara izini bir madalya gibi taşıyanların sessiz çığlığıdır. Rekabet, en çok da kaybedeceğini bilenlerin içindeki o bitmek bilmeyen ateştir.
Işıklar söndüğünde ve o devasa otobüsler havaalanına doğru yola çıktığında, geriye sadece ezilmiş çimler ve çiğnenmiş hayaller kalacak. Rüzgar, boş tribünlerin arasında sahipsiz bir poşeti sürükleyecek. Bir çocuk, stadyumun dışındaki tel örgülere tutunup karanlığa bakacak.
Sadece bakacak.
Burak Deniz
Galatasaray altyapısında oynadı ama profesyonel olamadı. Bu acıyı yazıya çevirdi.