Aynı Yerden Kırılmamak
Sırbistan karşısında o son top yere değdiğinde, Brüksel’deki o devasa salonun tavanı sanki üzerimize çöktü ama altında kalmadık, aksine o enkazın içinden göğe yükselen bir çığlık gibi fırladık dışarı. Eda’nın bloktaki o sarsılmaz duruşu, Vargas’ın havada asılı kaldığı o sonsuz saniye ve her smaçta zemini döven o hırçın ses, aslında sadece bir voleybol maçının değil, yıllardır biriken bir inadın, bir türlü dinmeyen bir iştahın dışavurumu gibiydi. 25-20, 25-19 ve yine 25-20; skor tabelası bu kadar net, bu kadar temiz ve bu kadar kusursuz görünürken içeride kopan fırtınayı, o her puanda yeniden kurulan konsantrasyonu ve Sırbistan gibi bir devi parkeye gömmenin psikolojik ağırlığını ancak o sahada o formayı ıslatanlar tam manasıyla kavrayabilir. Sahadaki her bir hareket, bir öncekinin üzerine inşa edilen bir kule gibi yükseldi ve biz o kulenin en tepesinden Avrupa’ya bir kez daha bakma hakkını kazandık.