Algoritma Diplomasisi: Sessizliğin Yeni Dili
Washington ve Pekin arasında kurulan yapay zeka hattı, barışın değil, kontrol kaybı korkusunun bir ürünüdür.
Cenevre’deki o havasız odalarda, karşımdakinin gözbebeği büyüdüğünde yalanın başladığını anlardım. Masanın altındaki ellerin titremesi, resmi tebliğlerden daha çok şey anlatırdı. Diplomasi, her zaman insan zaaflarının üzerine kurulu bir sanattı. Şimdi ise bu sanat, veri setlerinin soğukluğuna teslim oluyor.
Washington ve Pekin, yapay zeka için bir iletişim kanalı kurma peşinde. Hafta sonu ekonomi yetkilileri arasında geçen temaslar, yaklaşan liderler zirvesinin sadece dekoru. Bu bir dostluk hamlesi değil. Bu, karanlıkta birbirinin nefesini sayma girişimidir.
Teknoloji hızlandı. Diplomasi ise hala telgraf hızında emekliyor. İki devin, kendi yarattıkları ama dizginlerini ellerinden kaçırmaktan korktukları bir gücün başında, birbirlerine güvenmeden ortak bir kafes inşa etmeye çalışmaları tarihin en ironik tiyatrosudur.
Birleşmiş Milletler’de geçirdiğim on iki yıl boyunca, nükleer başlıkların sayısını tartışırken bile bir 'insan' faktörü vardı. Yanlış bir tuşa basacak olan parmağın bir sahibi, bir korkusu, bir vicdanı vardı. Kodların vicdanı yoktur. Sadece hedefleri vardır.
Yapay zeka, diplomasinin son sığınağı olan 'stratejik belirsizliği' yok ediyor. Her hamle artık bir olasılık hesabı. Eğer bir algoritma rakibinizin bir sonraki adımını sizden önce ve daha isabetli tahmin ediyorsa, o masada oturmanın ağırlığı neyle ölçülür?
Bu iletişim kanalı bir 'kırmızı telefon' işlevi görecek. Ancak bu sefer hattın ucunda öfkelenecek veya ikna edilecek bir siyasetçi olmayabilir. Sadece birbirini imha etmeye programlanmış iki farklı mantık silsilesinin çarpışmasını önlemeye çalışan bürokratlar olacak.
Güven inşa edilmiyor. Sadece risk yönetiliyor. Pazar günkü görüşmeler, barışın değil, kaçınılmaz olanın ertelenmesinin provasıdır. Zirvede el sıkışacaklar. Kameralar flaşlarını patlatacak. Fakat asıl pazarlık, o ellerin arkasındaki işlemci gücü üzerine dönüyor.
Eğer kararlar saniyenin binde biri hızla alınmaya başlarsa, insanın o masadaki yeri tam olarak neresi olacak?
Ceylan Arslan
BM'de 12 yıl geçirdikten sonra masanın arkasından sıkılıp yazmaya başladı.