Oturduğun Yerden Memleket Manzaraları
Bir koltuğun fiyatı, bir ömrün bedelinden ağır çekiyorsa orada bir vicdan sızlaması vardır.
Bir koltuk düşünün, üzerine oturduğunuzda sadece kaba etiniz değil, haysiyetiniz de o yumuşacık derinin içine usulca gömülüyor. 7 bin Euro. Yazıyla yedi bin, rakamla tam 7.000... Bugünün kuruyla çarpmaya kalksanız, hesap makinesinin ekranı utanır, rakamlar birbirinin ardına saklanır.
Sıradan bir mobilyadan bahsetmiyoruz; bu bir 'ballı' koltuk. İthal derisi, ergonomik kavisleri ve muhtemelen oturanın egosunu okşayan gizli mekanizmalarıyla bir saltanat sembolü. Oysa o koltuğun dikiş aralarında, sabahın beşinde ucuz ekmek kuyruğuna giren emeklinin titreyen elleri gizli.
Bir tarafta 250 bin lirayı tek bir oturma eylemine feda eden bir zihniyet, diğer tarafta ay sonunu getirebilmek için pazardaki çürük domatese talim eden milyonlar. Bu uçurum, sadece ekonomik bir veri değildir; bu uçurum ahlaki bir çöküşün, toplumsal bir körleşmenin tam kendisidir.
İnsan sormadan edemiyor: O koltuğa oturduğunuzda, altınızdaki deri mi sizi taşıyor, yoksa sırtına bindiğiniz halkın kamburu mu? O yumuşacık minder, vicdanınızın sert köşelerini törpülüyor mu? Yoksa o kadar yüksek bir meblağa oturunca, aşağıdakilerin feryadı kulağınıza sadece bir uğultu olarak mı geliyor?
Geçen hafta hastane koridorunda bir amca gördüm. Sıra beklemekten yorgun düşmüş, plastik, kırık dökük bir sandalyenin ucuna ilişilmişti. Elindeki tahlil sonuçlarına bakarken gözlerindeki o çaresizliği, o derin yorgunluğu unutamıyorum. İşte o an, 7 bin Euroluk o koltuğun görüntüsü geldi gözümün önüne. O plastik sandalyenin soğukluğu ile o lüks koltuğun 'ballı' sıcaklığı arasındaki o mesafe, aslında bu ülkenin özetidir.
Biz ne ara bu kadar koptuk birbirimizden? Ne ara birilerinin lüksü, diğerlerinin zarureti haline geldi? 'İtibardan tasarruf olmaz' dedikçe, itibarı sadece eşyada, deride, ahşapta arar olduk. Oysa gerçek itibar, o 7 bin Euroyu bir koltuğa değil, bir çocuğun eğitimine, bir hastanın ilacına harcayabilme iradesidir.
Koltuklar gelir geçer. Bugün 7 bin Euroluk deri koltukta oturanlar, yarın o koltuk altlarından çekildiğinde neye tutunacaklarını sanıyorlar? Tarih, altındaki koltukla devleştiğini sanan ama koltuk gidince cüceleşen siyasetçilerle dolu bir mezarlıktır.
O koltuğun balı, bir gün zehir gibi çöker insanın boğazına. Çünkü o paranın içinde sütün fiyatını hesaplayan annenin, okul harçlığını denkleştiremeyen babanın, atanamayan öğretmenin hakkı vardır. O hak, ne kadar yumuşak olursa olsun, o koltukta huzurla oturmanıza asla izin vermez.
Sonuçta hepimiz aynı toprağa, aynı mesafeden bakacağız. Kimimiz 7 bin Euroluk koltuktan, kimimiz bir beton parçasının üzerinden. Ama unutmayın; toprak, üzerindekinin ne kadar pahalı bir koltukta oturduğuna değil, geride ne kadar temiz bir isim bıraktığına bakar.
Ceylan Arslan
BM'de 12 yıl geçirdikten sonra masanın arkasından sıkılıp yazmaya başladı.