Kapanın İçindeki Çatırtı
Şafak vakti 11 ilde patlayan o ses, sadece bir operasyonun değil, sönmekte olan binlerce ocağın son çığlığıydı.
Kapıların koçbaşlarıyla darmadağın olduğu o an, aslında bir annenin yıllardır beklediği o korkunç ama kurtarıcı sese tekabül ediyordu. Şafak vakti, şehir henüz uykusunun en derin, en masum rüyasını görürken, 11 ilde eş zamanlı bir çatırtı koptu. Adı 'Narkokapan' konulmuştu; sanki sokakların arasına gizlenmiş o zehirli fareleri tek tek avlayacak bir düzenek gibi.
78 kişi kelepçelendi, 78 ayrı hikaye, 78 ayrı karanlık oda. Televizyon ekranlarında alt yazı olarak geçen o rakam, aslında kaç bin gencin damarlarından çekilen bir ölümü temsil ediyor, farkında mısınız? 11 il; İstanbul’dan Anadolu’nun bağrına kadar uzanan bir örümcek ağı bu. Ve biz her sabah kahvemizi yudumlarken, birileri o ağın iplerini koparmak için canını dişine takıyor.
Sokak aralarındaki o sessiz savaşı hepimiz biliyoruz ama çoğumuz görmezden gelmeyi seçiyoruz. Köşe başındaki o 'efendi' çocuk, akşamüstü parkta oturan o 'sessiz' adam... Narkokapan işte tam da bu sessizliğin içine daldı. Operasyonun ismi bile bir meydan okuma: 'Kaçacak yeriniz yok, kurduğunuz tuzaklara kendiniz düşeceksiniz.'
Geçen hafta eski mahallemden bir dostumla karşılaştım, gözleri ferini yitirmişti. 'Oğlum' dedi, 'Oğlum artık benim oğlum değil, o beyaz tozun kölesi.' İşte o an anlıyorsunuz ki, yakalanan 78 kişi sadece bir istatistik değil. Onlar, babaların omuzlarını çökerten, annelerin saçlarını bir gecede ağartan o devasa enkazın mimarları.
İçimi sızlatan asıl an ise operasyon görüntülerinden birinde gizliydi. Baskın yapılan evlerden birinde, yerdeki uyuşturucu paketlerinin hemen yanında duran kırık bir oyuncak araba... O arabanın sahibi olan çocuk, babasının ellerine kelepçe vurulurken ne düşündü dersiniz? Belki de o an, hayatının ilk ve en büyük 'kapanına' kısıldığını henüz bilmiyordu. Zehir tacirleri sadece bugünü değil, o çocuğun geleceğini de paketleyip satıyorlardı.
Bu operasyonlar biter mi? Bitmez. Ama durur mu? Durmamalı. Çünkü bu bir sayı oyunu değil, bir varoluş mücadelesi. 11 ilde kurulan o kapan, aslında toplumun vicdanını korumak için atılmış bir düğüm. Her kelepçe sesi, bir başka evde huzurlu bir uyku demek.
Zehir tacirlerinin lüks araçları, parıltılı hayatları ve o sahte 'abi' havaları, emniyetin nezarethanesindeki o soğuk ışıkta sönüp gidiyor. Geriye ise sadece utanç ve yıkılmış hayatlar kalıyor. Narkokapan, sadece bir operasyon ismi değil; bu ülkenin damarlarına sızmaya çalışan o sinsi sülüklerin boğazına yapışan bir eldir.
Şimdi 78 kişi eksildiler. Ama sokaklar hala tekinsiz, hala puslu. Bizim görevimiz ise sadece bu operasyonları alkışlamak değil, o 'kapanlara' düşecek tek bir gencimiz bile kalmayana dek uyanık durmak. Çünkü biliyoruz ki, bir kapı kırılırken bir hayat kurtuluyor olabilir. Ve o hayat, belki de en yakınınızdakidir.
Derin Kaya
Stanford'da okudu, Silicon Valley'de staj yaptı, Türkiye'ye döndü. 'Burası daha ilginç' dedi.