Kırmızı Neonun Gölgesinde Bir Bayram Nöbeti
Resmi tatillerin en kalabalık, en sessiz ve en hayati köşesine dair bir gözlem.
Gece yarısı ansızın bastıran o keskin diş ağrısı ya da çocuğun düşmeyen ateşi, devletin resmi tatil ilan ettiği günlere hiç saygı duymaz. Ağrı, takvim yapraklarına bakmaz; o, en olmadık zamanda, en 'kapalı' kapıların önünde dikilir karşına.
Bugün 15 Temmuz. Sokaklarda bir anma telaşı, resmi törenlerin vakur havası ve tatilin getirdiği o ağırbaşlı sessizlik var. Ancak bu sessizliği bozan, camlarına beyaz kâğıtlar yapıştırılmış, kepenkleri yarıya kadar inmiş eczanelerin önündeki o tuhaf hareketliliktir.
İnsanlar sabah uyanır uyanmaz ilk iş Google’a sarılıyor: "Bugün eczaneler açık mı?" Bu soru, aslında bir ihtiyaçtan ziyade bir güvenlik arayışıdır. Kapalı bir kapıyla karşılaşma korkusunun dijital bir yansımasıdır.
Şehrin ana caddeleri boşalırken, nöbetçi eczanelerin önünde görünmez bir mahşer provası yaşanır. Orada statüler, siyasi görüşler veya bayram kutlamaları anlamını yitirir. Elinde reçeteyle bekleyen emekli amca ile kucağında ateşler içinde yanan bebeğiyle bekleyen genç anne, aynı kaderin ortağıdır.
Nöbetçi eczane kuyruğu, modern zamanların en samimi yeridir. Kimse kimseye neden burada olduğunu sormaz ama herkes birbirinin gözündeki o telaşlı yorgunluğu tanır. Kırmızı neon "E" harfinin ışığı, kaldırıma vurduğunda sanki bir umut feneri gibi yanıp söner.
Geçen yıl böyle bir nöbet gününde, sıranın en önünde duran yaşlı bir adamın cüzdanından çıkardığı eski bir fotoğrafı eczacı kalfasına gösterdiğine şahit olmuştum. İlaç değil, sanki bir zaman makinesi arıyordu. "Hanımın içtiği buydu evladım, kutusu maviydi" derken sesi titriyordu. Eczacı, o karmaşanın içinde durdu, adamın elini tuttu ve "Bulacağız amca, merak etme" dedi.
İşte o an anladım ki; eczaneler sadece ilaç satılan dükkânlar değildir. Hele ki böyle resmi tatillerde, kapalı kapıların arasında açık kalan o tek dükkân, şehrin vicdanıdır. Herkes dinlenirken, birileri o ince camın arkasında hayat nöbeti tutar.
Sözcü’nün manşetinde okuduğumuz o kuru soru —"Eczaneler açık mı?"— aslında derin bir nefes alma çabasıdır. Çünkü biliriz ki, hayatın durduğu o resmi günlerde bile bir yerlerde bir ışık yanmalı. Birileri bizim için uyanık kalmalı.
Bugün eczaneler kapalı, evet. Sadece nöbetçiler açık. Ama o nöbetçilerin kapısındaki kalabalık, bize bu ülkenin en gerçek yüzünü gösteriyor: Birbirine muhtaç, bir kutu ilaçla teselli bulan ve her şeye rağmen o kapının açılacağına inanan insanlar.
Bayramlar, anmalar, tatiller gelir geçer. Geriye kalan, o kırmızı neon ışığının altında bekleyenlerin sessiz duasıdır. Sağlığın ne takvimi vardır ne de mesaisi. Bu yüzden bugün o nöbetçi eczanelerin önünden geçerken, içerideki o yorgun yüzlere bir teşekkür borçlu olduğumuzu unutmayalım.
Çünkü hayat, biz tatildeyken de akmaya ve bazen de sızlamaya devam ediyor.
Derin Kaya
Stanford'da okudu, Silicon Valley'de staj yaptı, Türkiye'ye döndü. 'Burası daha ilginç' dedi.