Elmayı Soyan Değişti, Kabuğu Bize Kaldı
Tim Cook dükkanı teslim etti, şimdi sıra 'donanımcı' John’da
Bostanlı sahilinde, elinde son model iPhone’uyla denize karşı dertli dertli oturan birini görürseniz bilin ki o telefonun taksiti henüz bitmemiştir. Bizim için Apple demek, her yıl biraz daha büyüyen ekranlar ve her yıl biraz daha küçülen cüzdanlar demek. Ama dün gece itibarıyla o devasa dükkanın anahtarı resmen el değiştirdi. Tim Cook, on beş yıllık "muhasebeci" titizliğiyle yönettiği tezgahı, dükkanın mutfağından yetişme John Ternus’a bıraktı.
Tim Cook’u sevmezlerdi. Steve Jobs gibi siyah boğazlı kazağını çekip dünyayı kurtaracakmış gibi bakmıyordu çünkü. Cook, daha çok ay sonu faturasını kuruşu kuruşuna hesaplayan, lojistikten anlayan, fabrikanın çarkını yağlayan adamdı. Ama adam dükkanın değerini 350 milyar dolardan 4 trilyon dolara çıkardı. Yani dükkanın piyasa değeri —şirketin toplam ederi— öyle bir noktaya geldi ki, Apple’ı satsak birkaç tane orta ölçekli Avrupa ülkesini peşin parayla kapatırız.
Cook dönemi, aslında Apple’ın "sanatçı" kimliğini bırakıp "tedarik zinciri canavarı"na dönüştüğü dönemdi. iPhone’u icat etmedi ama iPhone’u dünyanın en ücra köşesindeki bakkala bile satacak sistemi kurdu. Şimdi ise karşımızda bambaşka bir manzara var. John Ternus, makine mühendisi. Yani cihazın içindeki vidayı, ekranın altındaki çipi bizden iyi biliyor.
Bu değişim bana Göztepe’nin yıllarca savunma yaparak, her maçı 1-0 kazanıp ligde kalmasına benziyor. Tim Cook o defansif ama zengin hoca gibiydi; risk almadı, kasayı doldurdu, taraftarı bazen sıktı ama şampiyon yaptı. Şimdi taraftar —yani yatırımcılar ve biz kullanıcılar— artık sadece defans istemiyor. "Bize çalım atın, bize yapay zeka gösterin, bize katlanabilir telefonla şov yapın" diyorlar. Ternus ise aslında takımın malzemecisi gibi; kramponun çivisinden, formanın dikişinden anlıyor. Ama mesele şu: Malzemeci, forvet oynayıp o beklenen golleri atabilecek mi?
Ternus’un önündeki masa oldukça kalabalık. Bir yanda Apple Intelligence denen o meşhur yapay zeka meselesi var —yani telefonun sizin yerinize cümle kurup sizi olduğunuzdan daha akıllı göstermesi hali. Diğer yanda ise Çin’le olan o bitmek bilmeyen "sen benim fabrikamsın ama düşmanımsın" gerginliği. 9 Eylül’de ilk sınavına çıkacak. Katlanabilir telefon mu gelir, yoksa yine "bu en hızlı işlemcimiz" deyip geçiştirirler mi göreceğiz.
Sonuçta CEO değişse de bizim kaderimiz pek değişmiyor. Cook gider, Ternus gelir; Apple yine o parayı bir şekilde cebimizden alır. Biz de Alsancak’ta bir boyoz yerken, telefonun kamerasının neden hala bu kadar çıkıntılı olduğunu tartışmaya devam ederiz.
Dünya değişiyor, teknoloji uçuyor ama günün sonunda hepimiz o ısırılmış elmanın faturasını ödeyen taraftayız. Yeni patrona hayırlı olsun diyelim, ne de olsa önümüzdeki on yılın kredi kartı borçlarını o planlayacak.
Mert Yıldız
Londra'da para kazanmaktan sıkılıp İzmir'e döndü. Üç fincan kahve olmadan yazmaz.