Sınırsız Açık Büfenin Sonu
OpenAI bize 'biraz yavaşla ciğerimi söktün' diyor.
Alsancak’ta bir boyozcu dükkanında oturduğunuzu hayal edin. Adam kapıya “Yiyebildiğin kadar ye, tek fiyat” yazmış. Siz de sabahın köründe oturmuşsunuz, üçüncü tabağa geçerken dükkan sahibi gelip çaydanlığı önünüzden çekiyor. “Kardeşim,” diyor, “fırın ısınmıyor, diğer müşteriler de aç, senin kotan doldu.”
OpenAI’ın ChatGPT Plus kullanıcılarına getirdiği o meşhur 5 saatlik sınırın geri dönüşü tam olarak bu. Geçen haftalarda “Haftalık kotanız olsun, istediğiniz gibi takılın” diyerek kapıları açmışlardı. Ama gördüler ki biz Türk milleti gibi değil, dünya genelinde bir açgözlülükle sunucuların canını okuyoruz. Şimdi 25 Ağustos itibarıyla o eski, sevimsiz 5 saatlik kural geri dönüyor.
Ekonomi aslında çok basit bir denge üzerine kurulu: Kıt kaynakların yönetimi. Yapay zeka dediğimiz şey bulutlarda uçan sihirli bir toz değil. Arkada devasa ekran kartları, çılgın bir elektrik faturası ve soğutulması gereken metal yığınları var. Yani “compute” dediğimiz o işlem gücü, aslında günümüzün petrolü. Ve OpenAI bakıyor ki, Plus aboneleri bu petrolü sanki babasının malıymış gibi harcıyor.
Bu durum bana Göztepe’nin bir dönemki maçlarını hatırlatıyor. Takım ilk 20 dakika öyle bir pres yapıyor, öyle bir saldırıyor ki tribünde “Aha 5 atacağız” diyorsun. Sonra 60. dakikada bir bakıyorsun, bizimkilerin dili dışarıda, adım atacak halleri kalmamış. Rakip elini kolunu sallaya sallaya golleri diziyor. OpenAI da işte o 60. dakikadaki yorgun teknik direktör gibi müdahale ediyor: “Oğlum, enerjinizi (yani kotanızı) bir kerede bitirmeyin, hafta sonuna da kalsın.”
Şirketin mühendisi Sottiaux kibarca açıklamış: “Bazı kullanıcılar haftalık kotalarını farkında olmadan hemen tüketiyor, sonra haftanın geri kalanında bize küfrediyorlar.” Yani aslında bizi bizden koruyorlar. Ya da daha doğrusu, kendi sistemlerini bizim doymak bilmez merakımızdan koruyorlar.
Eğer “Benim param çok, ben o boyozun fırınını satın alırım” derseniz, aylık 200 dolarlık Pro aboneliklerine dokunmuyorlar. Onlar şimdilik VIP locasında, klimalı ortamda sınırsız çaylarını içmeye devam edebilir. Ama geri kalanımız için hayat yine kontörlü hat günlerine döndü.
Teknoloji devrimi diye yola çıktık, geldiğimiz nokta yine “sıranı bekle” ve “ek kredi satın al” oldu. Dijital çağın en büyük yalanı sınırsızlık vaadiymiş; meğer her şey fırındaki odun bitene kadarmış.
Mert Yıldız
Londra'da para kazanmaktan sıkılıp İzmir'e döndü. Üç fincan kahve olmadan yazmaz.