Kapıyı Üç Kere Kilitlemek Yetmiyor Artık
Horizon3, 2 milyar dolarlık 'kendi kalemize gol atmama' simülasyonu üzerine
Bornova’da bir kafede otururken yan masadaki amcanın telefonunu masada bırakıp, yanındaki gence “Evladım bir bakar mısın?” diyerek tuvalete gidişini izliyorum. Güven, bu toprakların hem en büyük sermayesi hem de en büyük açığı. Bizde kapı kilitlenir, üzerine bir de omuz atılır ama anahtar her zaman saksının altındadır.
Dijital dünyada ise saksının altındaki o anahtarı bulmak artık 2 milyar dolarlık bir iş kolu haline geldi. Horizon3 isimli bir şirket, geçtiğimiz günlerde 250 milyon dolar yatırım aldı. Değerlemesi 2 milyar dolar. Yaptıkları işe siber güvenlik — yani birilerinin sizin özel yazışmalarınıza veya daha kötüsü banka hesabınıza ulaşmasını engelleme sanatı — diyorlar.
Aslında yaptıkları şey çok daha basit ve bir o kadar sinir bozucu. Sizin şirketinize, sisteminize bir hırsız gibi saldırıyorlar. Ama bu hırsızın mesaisi bitmiyor, sigortası yok ve tamamen yapay zekayla çalışıyor. Buna otonom sızma testi diyorlar; yani “bakalım kapı gerçekten kilitli mi yoksa bizim çocuk yine açık mı bıraktı” simülasyonu.
Eskiden bu işler yılda bir kez yapılırdı. Bir uzman gelir, sisteme bakar, “Tamam abi, sağlam” der ve giderdi. Oysa dünya artık o kadar hızlı ki, o uzman asansöre binip aşağı inene kadar sistemde yeni bir açık çıkıyor. Horizon3’ün NodeZero platformu ise sistemi durdurmadan, canlı canlı, her saniye saldırı deniyor.
Bu durum bana yıllar önceki bir Göztepe - Karşıyaka derbisini hatırlatıyor. Defans hattını öyle bir kurarsın ki kağıt üzerinde aşılması imkansızdır. Herkes yerindedir, taktik kusursuzdur. Ama rakip forvet gelip defansın arkasına sarkmaz; stadın yanındaki inşaat boşluğundan sahaya girip, hakem daha düdüğü çalmadan topu kaleye sokar. Horizon3, işte o inşaat boşluğunu maç başlamadan, hatta o inşaatın temeli atılırken bulan o gıcık çocuk.
Şirketin kurucuları Anthony ve Snehal, siber saldırganların izlediği yolları taklit eden bir algoritma yazmışlar. Fortune 10 şirketlerinden tutun, mahalledeki orta ölçekli işletmelere kadar herkes bu “yapay zeka hırsıza” para ödüyor. Neden? Çünkü gerçek bir hırsıza ödeyecekleri bedel, bu abonelik ücretinden çok daha tuzlu.
2 milyar dolar — yani yaklaşık 70 milyar TL. Bu parayla kaç tane boyoz fırını açılır, kaç tane transfer yapılır hesabını size bırakıyorum. Ama yatırımcılar parayı buraya gömüyor çünkü korku, her zaman umuttan daha iyi bir pazarlama aracıdır.
Sonuçta teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, en zayıf halka hala o masada telefonunu bırakıp giden amcanın saf niyeti. Yapay zeka kapıyı kilitler, pencereleri sürgüler ama birisi gelip şifresini '123456' yaparsa 2 milyar dolarlık yazılım bile sadece ekrana bakıp iç çeker.
Dünya artık böyle bir yer; güvenmek güzel ama her saniye birinin sizi soymaya çalıştığını bilmek daha pahalı.
Mert Yıldız
Londra'da para kazanmaktan sıkılıp İzmir'e döndü. Üç fincan kahve olmadan yazmaz.