2026'nın Siyahı, Bugünün Borcu
Apple bize iki yıl sonrasının ekranını satmaya çalışırken, biz hâlâ kredi kartı taksitlerini sayıyoruz.
Alsancak’ta bir kafede oturmuş, önündeki ekrana bakıp “bu renkler neden yeterince siyah değil?” diye dertlenen birini görürseniz, muhtemelen ya çok zengindir ya da Apple’ın pazarlama departmanında staj yapıyordur. Normal bir insan için siyah siyahtır. Ama Cupertino’daki dostlarımız için siyah, 2026 yılında ödeyeceğiniz ekstra bin doların adıdır.
Haber düştü: Apple, OLED ekranlı MacBook Pro’ları test etmeye başlamış. macOS 27.1 sürümüyle deniyorlarmış. Tarih? 2026 sonu. Yani daha önümüzde iki koca kış, bir dünya kupası elemeleri ve muhtemelen üç-dört tane daha enflasyon — yani cebinizdeki paranın buharlaşma hızı — güncellemesi var.
Bu teknoloji dünyasının en sevdiği numara: Size bugün sahip olduğunuz şeyin aslında bir çöp olduğunu hissettirmek. Şu an elinizdeki ekran harika, değil mi? Değil işte. Çünkü 2026’da gelecek olan o “gerçek” siyahı görmediniz. O gelene kadar elinizdeki her şey aslında koyu gri.
Bu durum bana Göztepe’nin transfer sezonlarını hatırlatıyor. Hani o her sene başında “bu sefer dünya yıldızı geliyor, orta sahayı uçuracak” diye manşetler atılır, taraftar heyecanla bekler ya... Sonra bir bakarsın, ligin başlamasına iki gün kala elinde yine bizim emektar, dizleri titreyen ama yüreğiyle oynayan eski topçular kalmış. Apple da 2026’nın yıldız transferini bugünden duyuruyor ki, taraftar — yani biz — elindekiyle idare ederken hayal kurmaya devam etsin. Aradaki tek fark, Göztepe bazen puan kaybeder, Apple ise asla para kaybetmez.
Ekonomik açıdan bakarsak, bu bir “beklenti yönetimi” operasyonu. Şirket diyor ki: “Paranı başka yere harcama, iki yıl sonra senin o eski siyahlarını gerçek siyahla değiştireceğim.” Tabii o gün geldiğinde, o ekranın fiyatı muhtemelen bir Bornova ev kirası kadar artmış olacak.
Sonuçta teknoloji ilerliyor, pikseller küçülüyor, siyahlar derinleşiyor. Ama bizim cüzdanlardaki o boşluk, hiçbir OLED ekranın kapatamayacağı kadar karanlık kalmaya devam ediyor. 2026’da görüşürüz, tabii o zamana kadar kredi limitleriniz dolmazsa.
Mert Yıldız
Londra'da para kazanmaktan sıkılıp İzmir'e döndü. Üç fincan kahve olmadan yazmaz.