Kayıp Defterler ve Mutfak Masaları
Yirmi altı siyasi partinin mali defterleri kapanırken, geride kalanların hesabı hiçbir yerde tutulmuyor.
Gülizar Hanım, Kadıköy’deki o daracık evinin mutfak masasında, her ay başında gelen faturaları ve çıplak kalmış ekmek torbasını önünə dizip günlerce hesap yapar. Çaydanlığın altını kısar, lambayı söndürür, mahalle bakkalına yazdırdığı defterin sayfalarını bininci kez inceler; çünkü o evde, eksik bir kuruşun bile hesabı sorulur, o kuruşun yokluğu mutfaktakilerin etini acıtır. Resmi Gazete’de yayımlanan kararları okuduğumda, Ankara’nın soğuk koridorlarında dosyaları incelenen o yirmi altı siyasi partiyi düşündüm. Kimi 2023’ün, kimi 2024’ün hesabını verememiş, belge düzeni kuramamış, harcamalarını aklayamamış.
Demirbaş listelerinde kaybolan milyonlar, nerede harcandığı belirsiz ödenekler, ‘kayıt dışı’ denip geçilen onca para; hepsi birer masraf kalemi olarak devasa dosyalarda birikiyor. Biz bu ülkenin insanlarına her gün kemer sıkmayı, üç kuruşluk maaşı ayağımıza göre uzatmayı, faturaları ödemek için ketçap yerine salça sürmeyi öğütlerken, iktidar heveslisi yapılar tek bir fişin hesabını vermekten muaf yaşıyorlar. Siyasi Partiler Kanunu’na uymamak, defter tutmamak, paranın izini kaybettirmek bir cezai müeyyideye bağlanıyor gibi görünse de, asıl ceza her akşam o mutfak masasında, faturayı ödeyemediğinde utancından yerin dibine giren Gülizar Hanım’a kesiliyor.
Çünkü bu ülkede makbuzsuz yaşayanlar sadece kâğıt üzerindeki partiler değil; hayatı fişsiz, kayıtsız, güvencesiz kurulan milyonlarca insan var. Büyük masalarda kurulup tabelaları asılan ama defterleri defolu olan yapılar, halkın yoksulluğu üzerinden kendilerine alan açarken, kuralı koyanlar da uyanlar da aynı sofradan besleniyor. Hesap sorulması gereken yer başsavcılıklar değil, asıl hesap, o tencerenin kaynamadığı her an bu halkın cebinden çalınan gelecektir.
Gülizar Hanım o masada yine çayını şekersiz karıştırıyor, çünkü şekere gelen zammı da, o tabelalardaki adamların harcama kalemlerini de ödeyen yine onun yorgun omuzları.
Ayşe Tunç
Diyarbakır doğumlu, İstanbul'da yaşıyor. Üç çocuk annesi, üniversitede ders veriyor.