Çarşamba Dördü Çeyrek Geçe
UEFA'nın grev takvimi ve yarım kalan saatlerin ağırlığı
Saha kenarındaki dördüncü hakemin kalkerli elleriyle havaya kaldırdığı dijital tabela, sekizinci dakikada kırmızı bir acayiplikle yandı; Rennes ile Olympiakos maçı çarşamba günü saat dörde buçuğa çekildi, çünkü sokaklar salı günü başka bir sesle dolacaktı. Fransa'daki sendikaların genel grev çağrısı, milyonlarca avroluk yayın haklarını, kusursuz çimlerin üzerindeki dizilişleri ve taktik tahtalarındaki o ince kırmızı çizgileri tek bir hamlede büküp erkene aldı. Hayat, hakemin düdüğüne ya da televizyon yayın akışına göre esnemez sanırsınız; oysa asıl maç, o tribünleri dolduracak insanların fabrikalarda, otobüs duraklarında ve soğuk asfaltın üzerinde verdiği o sessiz ve inatçı direniştir.
Futbol, endüstrinin tüm kudretine rağmen hâlâ sokaktaki insanın nefesiyle var olur, o nefes kesildiğinde top ortada öylece kalakalır. Bir maçın saatinin değişmesi, sadece UEFA binalarındaki klimalı odalarda alınmış bir logistik karardan ibaret değildir; o, milyonların akışına kapılmış bir organizasyonun, tarihin akışına direnişidir. Stadyumların ışıkları çarşamba öğleden sonra saat dört buçukta yanacak, kale direklerinin gölgesi henüz uzamamışken o kramponlar çime basacak. Fakat o saatte tribünde olması gereken işçinin eli tezgahtadır, otobüs şoförü direksiyondadır, hastabakıcı koridordadır.
Dokuz yaşındaki kızım geçen hafta banyodaki aynaya bakarken sol dizimdeki o çirkin, dağ gibi şişmiş ameliyat izini sordu ve ne olduğunu bilmediği halde parmağıyla dokunmak istedi, ben ise refleksle geri çektim. O iz, otuz yıl önce Florya'nın çamurlu sabahında, daha hayatın saati kurulmadan yarım kalmış bir koşunun geride bıraktığı tek mühürdür; kimse o maçın saatini ertelemedi, kimse o erken düdüğü çalmadı, sadece bacaklarımın altındaki zemin birdenbire yok oldu. İnsan, zamanın büküldüğü o anlarda anlar ki her şey planlandığı gibi akmaz; bazen saat dörtsünizdür ama hayat çoktan akşamı gösteriyordur.
Fransız işçiler salı günü sokakları terk etmeyerek aslında oyunun kurallarını yazanlara en net pası attı: Hayat futbol için durmaz, futbol hayatın durduğu yerde şekil alır. Rennes ve Olympiakos oyuncuları o yabancı saatte sahaya çıkıp ısınma hareketlerine başladıklarında, çimlerin üzerindeki o devasa yeşil sahanın etrafını saran görünmez duvarı hissedecekler. Tribünlerin yarısı boş kalacak, çünkü o saatte insan kendi ekmeğinin ve kendi haklı öfkesinin peşinde koşuyor olacak.
Zaman dediğimiz o acımasız hakem, hepimiz için dondurucu bir erken saatte son düdüğünü çalmaya hazırlanır. Hiçbir maç, o yarım kalan ömrün dakikalarını geri getiremez.
Burak Deniz
Galatasaray altyapısında oynadı ama profesyonel olamadı. Bu acıyı yazıya çevirdi.