Ankara’nın arka bahçesinde satılan şey sadece uyuşturucu değil
Sistem, kendi çürümesini temizlik operasyonu sanıyor.
Ankara’da gözaltına alınan sekiz kişi, başkentin kalbindeki çürümüşlüğün sadece küçük birer dişlisidir.
Operasyonun detaylarına bakınca herkes ahlak bekçiliğine soyunuyor. Uyuşturucu, fuhuş, baskınlar. Hepsi birbirini besleyen bir döngünün sonucudur. Medya bu haberleri verirken sanki bir başarı hikayesi anlatıyormuş gibi davranıyor. Oysa sistemin kendisi bu suçların ana kaynağıdır.
Üç farklı gazeteden kovulmamın tek sebebi, bu tür operasyonların aslında birer temizlik değil, sadece vitrin düzenleme olduğunu yazmamdı. İnsanlar gerçeği duymak istemeyince, editörler de kapıyı göstermekte gecikmiyor.
Siyaset, gücünü korumak için bazı alanları kontrolsüz bırakır. O alanlar büyür, palazlanır ve sonunda bir gün, kamuoyu baskısı arttığında, birkaç kişi kurban edilerek düzenin devamlılığı sağlanır. Sekiz kişi gözaltına alındığında sokaklar temizlenmez. Sadece o bölgedeki pazarın dengeleri değişir.
Bürokrasi ve suç dünyası arasındaki o ince çizgi, Ankara’nın gri binalarında her sabah yeniden çiziliyor. Kimin kimi koruduğu, kimin göz yumduğu artık bir sır değil. Her şey, bir sonraki seçim dönemine kadar statükonun korunması için yapılıyor.
Bu sekiz kişiyi içeri atmak, kanserli bir organı yara bandıyla tedavi etmeye çalışmaktır. Gerçek güç, kimin yakalandığıyla değil, kimin yakalanmadığıyla ölçülür.
Kalemi masaya bırakıyorum.
Can Erdem
Üç gazeteden kovulmuş. Bununla övünür. Sigarayı bırakmış ama hâlâ özlüyor.