Son Görüntü, İlk İhmal
Devletin kamera merakı ve vatandaşın can pazarı üzerine bir not.
Devletin vatandaşına sağlayabildiği tek gerçek güvenlik, öldükten sonraki kamera kayıtlarıdır.
Girne'de batan o geminin neden battığını, kimlerin hangi imzalarla o tabuta izin verdiğini konuşmak yerine iki kardeşin son yirmi beş dakikasını izliyoruz. Mahmut ve Mustafa Demir. İsimleri artık sadece birer 'son görüntü' etiketi. Medya trajediyi estetik bir hüzne dönüştürmekte usta. O gemi su almaya başladığında o kamera kayıtlarının hiçbir hükmü kalmamıştı.
Demokrasi, vatandaşın hayatta kalma ihtimalini artırmak için vardır. Öldükten sonra arkasından ağlanacak video biriktirmek için değil. Güç sahipleri denetimden kaçtıkları her an o geminin altındaki deliği biraz daha büyütüyorlar. Biz ise ekranda pikselleri sayıyoruz.
Üç gazeteden kovulmuş bir adam olarak söylüyorum, bu ülkede doğruları söylemek batan bir gemide kalmaktan daha tehlikeli bazen. En azından dördüncü kovulmamda arkamda net bir görüntü kalır diye umuyorum.
Bürokrasinin hantal çarkları arasında ezilen, liman başkanlıklarının görmezden geldiği, sigorta poliçelerinin kağıt üzerinde kaldığı ve her şeyden önemlisi insan hayatının bir 'son dakika' bandından ibaret görüldüğü bu sistemde, asıl batan gemi Kıbrıs açıklarındaki o metal yığını değil bizim adalet duygumuzdur. Sorumluluk makamındakiler her zaman kameranın açısı dışındadır.
Gemi batar. Kayıtlar kalır. Kimse hesap vermez.
Can Erdem
Üç gazeteden kovulmuş. Bununla övünür. Sigarayı bırakmış ama hâlâ özlüyor.