On Dört Yaşında Bir İstatistik
Batı Şeria'da namlunun ucundaki demokrasi ve sistemin rutin cinayetleri üzerine.
Demokrasi, on dört yaşındaki bir çocuğun 'güvenlik' adına yasal olarak öldürülebilmesini sağlayan kusursuz bir düzenektir.
Batı Şeria’da bir çocuk göğsünden vuruluyor. Beş kişi yaka paça götürülüyor. Bu bir haber değil, bu bir istatistik bile değil, bu sadece küresel sistemin rutin bakım çalışmasıdır.
Dünya başkentlerinde kravatlı adamlar strateji konuşuyor. Masalardaki haritalar tertemiz. O haritaların üzerinde çocuk kanı kurumuyor ama kimsenin manşeti bozulmuyor.
Güç dediğiniz şey, namlunun ucundaki çocukla göz göze geldiğinde tetiği çeken elin titrememesidir. Biz buna diplomasi diyoruz. Biz buna uluslararası hukuk diyoruz.
İkinci gazetemden kovulmadan hemen önce, genel yayın yönetmenine bu 'hukuk' masallarının karın doyurmadığını söylemiştim; ertesi gün masam toplanmıştı. Haklı çıkmanın tadı her zaman bu kadar acı olmak zorunda mı, bilmiyorum.
Batı Şeria’nın tozlu sokaklarında, dünyanın en gelişmiş silah sistemlerine sahip bir ordunun, evinden sadece sokağa bakmaya çıkan bir çocuğun göğsüne nişan alıp tetiği düşürmesi, sonra da hiçbir şey olmamış gibi beş kişiyi daha karanlığa gömmesi, modern medeniyetin üzerine inşa edildiği o parlak betonun aslında ne kadar çürük olduğunun en net kanıtıdır.
Modern dünya, merminin çapını çocuğun göğüs kafesiyle ölçer. Eğer mermi hedefi bulmuşsa, sistem çalışıyor demektir. Beş kişinin gözaltına alınması ise sadece prosedürün tamamlanmasıdır.
Siyaset, ölümleri meşrulaştırma sanatıdır. Bir tarafta tanklar, diğer tarafta taşlar varken tarafsızlık çağrısı yapmak, cellada bıçağını ne kadar iyi bilediğini sormaktır.
Medya ise bu kanlı tiyatronun ışıkçısıdır. Işığı nereye tutarsa orayı görürsünüz. Bugün ışık sönük. Bugün sadece bir rakam var: 14.
Güç dengeleri, jeopolitik çıkarlar, enerji koridorları ve stratejik ortaklıklar; hepsi bir çocuğun kalbinin durduğu o saniyede birleşiyor. O saniyede hepsi suç ortağıdır.
Kimse adaletten bahsetmesin. Adalet, sadece kaybedenlerin sığındığı bir kelime haline geldi. Kazananlar ise sadece ateş ediyor.
Ceketimi aldım.
Can Erdem
Üç gazeteden kovulmuş. Bununla övünür. Sigarayı bırakmış ama hâlâ özlüyor.