Görüntünün Ağırlığı: Metal, Ter ve Hakikat
Lumière kardeşlerin o meşhur treni La Ciotat Garı’na girdiğinde, izleyicilerin sandalyelerinden fırlayıp kaçtığı anlatılır; perdedeki o devasa metal yığınının üzerlerine geleceğinden, o soğuk demirin tenlerine değeceğinden korkmuşlardır. Sinemanın ilk büyüsü, görüntünün fiziksel bir gerçeklik taşıdığına, o anın orada yaşandığına dair o saf, çocuksu inançtan besleniyordu. Bugün ise tam tersi bir eşikteyiz; perdede gördüğümüz her şeyin bir "aldatmaca" olduğunu varsayarak izliyoruz dünyayı.