Kürsü ve Sahne Arasındaki Mesafe
Bir komedyenin 12 yıllık sınavı ve devletin kırılgan aynası
Adliye koridorlarının kendine has bir kokusu vardır. Rutubet, eski kâğıt ve bastırılmış gerginlik. Deniz Göktaş bugün o kokuyu soluyacak. İlk kez hâkim karşısına çıkıyor. 12 yıl hapis istemi.
Bir şaka için 12 yıl. Bu matematiksel bir hata değil. Bu bir güç gösterisi.
Diplomaside 'yumuşak güç' kavramı çok tartışılır. Kültür, sanat ve mizah bir ülkenin en etkili silahlarıdır. Biz masada otururken, dışarıdaki dünyanın bizi nasıl gördüğü bu detaylarda gizlidir. İmaj, sadece parlak broşürlerle değil, mahkeme salonlarından çıkan kararlarla inşa edilir.
Cenevre’de, New York’ta, Brüksel’de çok masa gördüm. Karşımdakinin gözlerinin içine bakıp yalanını dinlediğim o anları hatırlarım. Devlet adamları bazen gerçeği örtmek için koca bir bürokrasi inşa ederler. O bürokrasinin içinde hakikat, bazen bir dipnot bile olamaz.
Mizah ise o koca bürokrasiyi tek bir cümleyle yıkar. Bu yüzden tehlikelidir. Bu yüzden korkutucudur.
Deniz Göktaş’ın yargılanması sadece bir hukuk meselesi değil. Bu, Türkiye’nin aynaya bakma biçimidir. Bir komedyenin sözlerinden 12 yıllık bir suç çıkarmak, devletin özgüvenini değil, kırılganlığını gösterir. Güçlü yapılar sarsılmaz, ama camdan saraylar en küçük seste çatlar.
Uluslararası arenada itibar, sadece askeri güçle veya ekonomik verilerle inşa edilmez. İtibar, eleştiriye ve farklı sese gösterilen tahammülle ölçülür. Bir şakanın hapisle cezalandırıldığı bir ülkede, yatırımcı da diplomat da duraksar. Çünkü öngörülebilirlik, sadece kanunlarla değil, o kanunların nasıl esnetildiğiyle ilgilidir.
Kelimeler ağırdır. Ama onları hapse tıkmak, onları yok etmez. Aksine, o kelimelerin ağırlığını herkesin omuzlarına yükler. Bir komedyeni susturmaya çalışmak, aslında o şakanın haklılığını tescillemektir.
Bugün mahkeme salonunda sadece bir adam yargılanmıyor. Bir toplumun gülme yetisi, bir ülkenin ifade alanı test ediliyor. Salonun sessizliği, dışarıdaki gürültünün bir yansımasıdır.
12 yıl. Bir ömürden çalınmak istenen bu süre, hangi korkunun bedelidir? Bir devlet, bir şakadan daha büyük değilse, o devletin büyüklüğü nerede başlar?
Kürsüdeki cübbe ile sahnedeki mikrofon arasındaki bu amansız savaşta, kazanan gerçekten adalet mi olacak?
İnsan neden en çok kendine tutulan aynadan korkar?
Ceylan Arslan
BM'de 12 yıl geçirdikten sonra masanın arkasından sıkılıp yazmaya başladı.