Zafiyetin Anatomisi
Güvenlik, sokakta başlar ve sınırda biter.
Seyhan’da bir sokak. Bir anlık dalgınlık. Bir motosikletin gürültüsü.
Güvenlik, kağıt üzerindeki anlaşmalarla değil, sokağın ritmiyle ölçülür. Çantası çalınan kadının o çaresiz koşusu, aslında hepimizin ortak kaygısının fiziksel dışavurumudur. Sistem, en zayıf halkasından kopar.
Cenevre’de masada oturduğunuzda, karşınızdakinin gözlerindeki o kaçamak bakışı tanırsınız. Fırsat kollayanın, boşluk arayanın bakışıdır bu. Adana’daki hırsız ile masadaki diplomat arasında teknik bir fark yoktur. İkisi de zafiyeti bekler.
Motosiklet, modern şehirdeki asimetrik tehdittir. Hızlı, kıvrak ve denetimi zor. Tıpkı sınır hatlarındaki kontrolsüz geçişler gibi, hızın getirdiği bir cezasızlık algısı yaratır.
Devlet, vatandaşına "dalgın olma" diyemez. Devletin görevi, dalgınlık anında bile vatandaşı koruyan o görünmez zırhı sağlam tutmaktır. O zırh delindiğinde, sadece bir çanta gitmez. Güven duygusu buharlaşır.
Sokaktaki asayiş, dış politikanın sessiz temelidir. İçeride düzeni sağlayamayanın, dışarıda nizam vermesi sadece bir retorik oyunudur. Caydırıcılık, suç işlendikten sonraki kelepçe değildir. Suçun işlenemeyeceği bir atmosferin inşasıdır.
Bir motosikletin egzoz sesi, bazen bir ordunun ayak sesinden daha fazla huzursuzluk verir. Çünkü o ses, kontrolsüzlüğün ilanıdır. Seyhan'daki o kadın, aslında devletin ona vaat ettiği huzurun peşinden koşuyordu.
Yetişemedi.
Toplumsal sözleşme, bir motosikletin hızı karşısında ne kadar dayanıklıdır?
Ceylan Arslan
BM'de 12 yıl geçirdikten sonra masanın arkasından sıkılıp yazmaya başladı.