Freni Patlak Yarış Arabası Garaja Çekildi
OpenAI’ın GPT-6.1 Astra’yı durdurması üzerine bir sanayi sitesi muhabbeti
Bornova 2. Sanayi’de eski bir usta tanıdığım vardı. Motorun başına geçer, elindeki İngiliz anahtarını sallayarak şöyle derdi: “Mert evladım, bu araba yürür yürümesine de, durmaz. Durmayan araba da araba değil, tabuttur.”
OpenAI’ın son hamlesi bana tam olarak bunu hatırlattı. GPT-6.1 Astra modelini tam sahneye çıkaracakken, “Bir dakika, biz bunun frenlerini takmayı unutmuşuz” diyerek kulise geri çektiler. Güvenlik endişeleri — yani bu yapay zekanın aslında ne yapacağını tam kestiremedikleri o an.
Ekonomi dünyasında biz buna risk yönetimi diyoruz. Yani, “piyasaya bir ürün sürelim de ortalık karışınca özür dileriz” mantığının artık işlemediği nokta. Çünkü bu seferki hata, bir uygulamanın çökmesi değil; koca bir sistemin, hatta belki de şirketin itibarının Kemeraltı’ndaki bayat gevrek gibi ufalanıp gitmesi riski.
Sam Altman ve ekibi muhtemelen şunu gördü: Astra o kadar hızlı ve o kadar kontrolsüz ki, yarın bir gün birine yanlış bir yatırım tavsiyesi verse ya da bir nükleer santralin şifresini “deney olsun” diye kırmaya kalksa, OpenAI’ın ödeyeceği tazminatla birkaç tane küçük ülke satın alınabilir.
Bu durum bana transfer döneminin son günündeki Göztepe’yi hatırlatıyor. Taraftar havalimanında meşale yakmış, YouTube’dan adamın “best skills & goals” videoları izlenmiş, formalar çoktan basılmış... Ama sağlık kontrolünde doktor “beyler bu adamın çapraz bağları Bornova pazarı sonundaki ezik domatesler gibi, sahaya çıkarsa elinizde kalır” deyince uçak sessizce geri dönüyor.
Astra şu an o sakat yıldız futbolcu gibi. Potansiyeli devasa, herkes heyecanlı ama sahaya çıkarsa takımı yakacak. OpenAI da taraftarın tepkisinden korkmak yerine, ligden düşmemeyi tercih etti. Akıllıca ama bir o kadar da can sıkıcı bir karar.
Teknoloji devleri bize sürekli “gelecek geldi” diyor ama kapıdan içeri girmeden önce ayakkabılarını bağlayamadıklarını fark ediyoruz. Sonuçta hepimiz o muazzam zekaya sahip olmak istiyoruz ama o zekanın bizi ilk fırsatta kapının önüne koymayacağından emin olmak daha önemli.
Gelecek yine ertelendi. Muhtemelen daha güvenli, daha uslu ve muhtemelen çok daha sıkıcı bir versiyonuyla karşımıza çıkacak. Şimdilik elimizdekiyle idare edeceğiz; tıpkı şampiyonluk bekleyip orta sıralara razı olan o sadık taraftar gibi.
Mert Yıldız
Londra'da para kazanmaktan sıkılıp İzmir'e döndü. Üç fincan kahve olmadan yazmaz.