Hayalet Oyunlar ve Boşa Gitmeyen Mesailer
Olmayan bir şeyi satmaya çalışmak eskiden dolandırıcılıktı, şimdi 'validasyon' oldu.
Bornova’da bir dükkanın önünden geçtiğinizi hayal edin. Camda dev puntolarla “Çok yakında burada İzmir’in en iyi kumrusu olacak” yazıyor. İçeride bir adam boya badana yapıyor gibi görünüyor ama aslında gözü sürekli dışarıda, kaldırımdan geçenlerde. Kaç kişi durup tabelaya baktı? Kaç kişi içeri kafasını uzatıp “Ne zaman açılıyorsunuz?” diye sordu? Eğer kimse bakmazsa, o dükkan hiç açılmıyor. Ertesi gün tabela değişiyor: “Yakında telefon tamircisi açılıyor.”
İşte Playops Studio’nun yaptığı tam olarak bu. Mobil oyun dünyasında “ya tutarsa” diye milyon dolarlar ve aylar harcamak yerine, önce oyunun hayaletini yaratıyorlar. Henüz tek satır kod yazılmamış, karakterlerin canı bile yok ama reklamı sosyal medyada karşınıza çıkıyor. Tıklıyorsunuz, bir sayfaya gidiyorsunuz, “Yakında” yazısını görüyorsunuz. Tebrikler, az önce bir deneyin parçası oldunuz.
Ekonomide buna kaynak verimliliği diyorlar, yani paranızı ve zamanınızı çöpe atmama sanatı. Playops bu işi yapay zeka ajanlarına devretmiş. İsimleri de pek havalı; Trendscout, AssetArchitect, QuantUA... Sanırsın Londra’da bir yatırım bankasının katında senior partner bunlar. Ama aslında yaptıkları iş, bizim Kemeraltı’ndaki çığırtkanların dijital versiyonu. Biri hangi oyunun moda olduğunu dikizliyor, diğeri iki dakikada oyunun resmini çiziyor, öbürü de reklamı yapıştırıyor.
Bu durum tam olarak Göztepe’nin transfer sezonuna benziyor. Hani her sene “Dünya yıldızı geliyor” diye bir haber çıkar, taraftar sosyal medyada kampanya başlatır, formalar hayal edilir ama adam aslında ya sakattır ya da kulübüyle sözleşmesi bitmemiştir. Playops ise taraftarı havaalanına yığıp bakıyor; eğer yeterince kalabalık toplanmışsa ve tezahüratın desibeli yüksekse uçağı o zaman kaldırıyor. Taraftarın heyecanını ölçüp, “Pardon yanlış alarm, uçak arıza yaptı” deyip dükkanı kapatmak, o sakat topçuya üç yıl imza parası ve maaş ödemekten çok daha mantıklı bir finansal karar.
Bugüne kadar 160 oyun fikri bu yöntemle test edilmiş. Sadece 60 tanesi “gerçekten üretilmeye değer” bulunmuş. Yani 100 tane fiyasko, daha doğmadan kürtaj edilmiş. 3 milyon kişi aslında olmayan oyunların reklamına tıklamış.
Eskiden bir işi batırmak için önce o işi kurmanız gerekirdi. Şimdi batıracağınız işi kurmadan batırabiliyorsunuz. Teknolojinin bize sunduğu en büyük lüks bu: Hatalarımızı artık daha ucuza mal ediyoruz.
Sonuçta hepimiz birer veri noktasıyız. Bir şeye tıkladığınızda aslında bir oyun oynamıyorsunuz, bir algoritmanın “bu herif bunu yer mi?” sorusuna ücretsiz yanıt veriyorsunuz. Dünya artık sadece gerçekten satacağı kesin olan şeyleri üretmek için yeterince sabırsız ve biz de bu sabırsızlığın gönüllü denekleriyiz. Biraz hüzünlü ama en azından kimse boş dükkana kira ödemiyor.
Mert Yıldız
Londra'da para kazanmaktan sıkılıp İzmir'e döndü. Üç fincan kahve olmadan yazmaz.