Işıltılı Hayatların İfade Kuyruğu
Ekranlardaki o 'şanslı' gülüşlerin arkasında, binlerce insanın sönen ocağı ve soğuk adliye koridorları var.
Kapı çaldığında ya da o resmi tebligat telefon ekranına düştüğünde, filtrelerin arkasına saklanacak yer kalmıyor.
Dün gece milyonluk araçlarıyla, pırlanta saatleriyle 'story' atanlar, bugün adliye koridorlarında ayakkabı bağcıklarına bakıyor. Yasadışı bahis operasyonunda çember daralıyor; beş ünlü isim daha ifadeye çağrıldı. İsimlerin kim olduğu bir noktadan sonra önemini yitiriyor çünkü sahne hep aynı, aktörler değişse de senaryo hiç şaşmıyor.
Bu bir 'kolay para' trajedisidir.
Televizyon ekranlarından tanıdığımız, sosyal medyada milyonların takip ettiği o parıltılı figürler, birer birer savcılık makamına davet ediliyor. Suçlama ağır, iddialar vahim. Gençleri, çocukları yasadışı kumarın karanlık kuyusuna itmek, buna aracılık etmek, o parıltılı hayatların faturasını başkalarına ödetmek.
Mesele sadece bir link paylaşmak değil. Mesele, 'bakın ben kazandım, siz de kazanabilirsiniz' yalanını en profesyonel ışıklar altında pazarlamak. Oysa o kumar masasında kasanın dışında kimsenin kazandığı görülmemiştir.
Şaşırtıcı olan ne biliyor musunuz? Bu insanların çoğu zaten zengin. Zaten toplumun büyük kesiminin hayal bile edemeyeceği imkanlara sahipler. Ama yetmiyor. Daha fazlası, daha kolayı, daha kirlisi için o 'oyna' butonuna basmaktan çekinmiyorlar.
Bir an durup düşünün. O reklamlara kanıp, cebindeki son harçlığı bir siteye yatıran üniversite öğrencisinin çaresizliğini. Evinin kirasını kumarda batıran babanın, akşam eve giderken çocuklarının yüzüne bakamayışını. Bu bir eğlence değil, bu bir toplumsal zehirlenmedir.
Siz o 'kazandım' videolarını çekerken, arka planda kaç ocağın söndüğünü hiç hesap ettiniz mi? Kaç gencin geleceğinin o yeşil çuha üzerinde heba olduğunu?
İfadeye çağrılan ünlüler muhtemelen 'Haberim yoktu', 'Sadece reklam sanıyordum' ya da 'İçeriğini bilmiyordum' diyecekler. Avukatlar devreye girecek, hukuki terimler havada uçuşacak. Belki bir kısmı sıyrılacak, belki bir kısmı bedel ödeyecek.
Ancak vicdanlardaki mahkeme çoktan kuruldu. Toplumun güvenini, sevgisini ve ilgisini alan bu insanların, o ilgiyi bir kumar baronunun hizmetine sunması affedilebilir bir 'hata' değildir.
Sosyal medya dediğimiz o devasa panayır, son yıllarda bir suç mahali haline geldi. Denetimsizliğin verdiği özgüvenle, 'bize bir şey olmaz' kibriyle hareket edenler, şimdi devletin soğuk nefesini enselerinde hissediyorlar.
Bu operasyonlar sadece bir başlangıç olmalı. Sadece beş kişi, on kişi değil; bu çarkın dişlisi olan kim varsa, o ışıltılı hayatların kaynağını tek tek açıklamalı.
Çünkü gerçek başarı, hileli bir zarla kazanılan para değil, alnının akıyla kazanılan itibardır. Ve görünen o ki, bazılarının itibarı bir 'tık' ile silinecek kadar ucuzmuş.
Şimdi o çok sevdikleri kameraların karşısına geçecekler ama bu kez alt yazı farklı olacak. 'Reklamlar bitti', şimdi gerçekler konuşuyor.
Mert Yıldız
Londra'da para kazanmaktan sıkılıp İzmir'e döndü. Üç fincan kahve olmadan yazmaz.